Kültür ve Sanat

Roma, Bizans, Danişmendli, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ait bir çok eseri görebileceğiniz Niksar’ın bir diğer özelliği de tabii güzelliğidir. Tarihi eserleri teşhir ve korumak amacıyla  belediye tarafından Türk-İslam Eserleri Müzesi kurulmuştur.

Yayla turizmine elverişli olan Çamiçi Yaylası ulaşım kolaylığı ve tabii güzellikleri  ile hızlı bir gelişme kaydetmektedir. Yaylada toplam 62 yataklı iki motel, 48 yataklı 8 iki katlı daire ve pansiyonlar mevcuttur. Niksar  Çamiçi Yayla Şenlikleri adı altında Orta Anadolu ve Karadeniz’i kapsayan, ilmi toplantı, bilgi ve şiir şölenlerinin yer aldığı, örf, adet ve geleneklerimizin yaşatılmasına yönelik etkinlikler düzenlenmektedir.

Ayvaz  mesire yeri, dünyaca ünlü 0.5 sertlik derecedeki ayvaz memba suyu güzel görünümü, sunulan hizmetleri  ile bilinen en cazip dinlenme ve eğlence merkezidir. El sanatları yöremizde gelmiş olup el halısı kilim hediyelik sandık kaval zurna süpürge turizme potansiyeline önemli katkı sağlar.

Tarihi Eserler

Niksar Kalesi
Yağı basan Medresesi
Yağı basan Türbesi
Kale Camii
Kale Hamamı
Kale Kilisesi
Melikgazi Mezarlığı
Melikgazi Türbesi
Kulak Tekkesi (Kümbet)
Ak yapı Kümbeti
Çöreği Büyük Camii
Ulu Camii
Cin Camii
Kırkkızlar Kümbeti
Hacı Çıkrık Türbesi
Sunguriye Türbesi
Yusufşah Türbesi
Erzurumlu Emrah'ın Türbesi
Lüleci Zade Kardeşler Çeşmesi
Taşmektep
Leylekli (Yılanlı)Köprü
Talazan Köprüsü
Hamidiye Köprüsü
Hamamlar

Halk Müziğinde Kullanılan Çalgılar

Niksar müzik folkloru bakımından zengin bir ilçedir. Yörede halk sazlarının çoğu kullanır. Toplantılarda eski ve günümüz halk şairlerinden deyişler okunur. Toplantılarda başlıca tef, bağlama, çöğür ve kemane çalınır. Halk müziğinden komşu illerin müziğiyle benzerlikler görülür.

Yörede tezeneli sazlardan divan, bağlama, cura, çöğür; üflemeli sazlardan dilli-dilsiz çeşitli boy kaval ve düdük, kaba ve orta boy zurna; yaylı sazlardan kemane  ve kemençe; vurmalılardan davul, tef, kaşık ve zilli maşa çalınır.

Şarkı, Türkü ve Şiirlerde Niksar

NİKSAR’A SELAM

Yüce Canik Dağı yüksekten bakar,
Niksar’ım gururlu başına selam,
Vadide Kelkit usulca akar,
Havana, suyuna, taşına selam.

Yıldırım ordusu buradan geçmiş,
Osmanlı beğenmiş yöreni seçmiş,
Görenler ilçeme pahalar biçmiş,
Her mevsimin hoştur, kışına selam.

Evliya gizlenmiş türbeler durur,
Emrah’ın şiiri yüreği vurur,
Burada analar yiğit doğurur,
Tarihe uzanır yaşına selam.

Hayran olduk sana ayrılık yakar,
Tütünün tanınmış pancarın şeker,
Şeftali kirazın insanı çeker,
Konuğa sunulan aşına selam.

Okul, sağlık evi hepsi oluyor,
İyilik arttıkça yurttaş gülüyor,
Ülkemiz birlikte kuvvet buluyor,
Nasırlı ellere, işine selam.

İbrahim Ağâh’ım sevmişim seni,
Her bir halin ile beni bağladın,
Başa gelen bilir sevda çekeni,
Gönüller sultanı düşüne selam.
                       
Söz: Prof. Dr. Agâh ÇUBUKÇU
Beste: Zekai TUNCA

Şarkıyı indirmek için tıklayın.

KALENİN BEDENLERİ

Kalenin bedenleri
Koyverin gidenleri
İpek bürük bürülmüş
Niksar’ın fidanları

Kaleden iniyordum
Çağırsam dönüyordum
Aşkından kirbit oldum
Üflesen sönüyordum

Hopa şina şinanay şinanay nay
Şinanay yavrum şinanay.

Söz-Müzik: Anonim

FADİK

Niksar’ın önünde koyun yazısı
Fadiği sorarsan ana kuzusu
Böyle miydi anlımızın yazısı
Düzenin çağ imiş nazlı fadiğim
                    
Sarı saman gibi sararttın beni
Acı kahve gibi kararttın beni
Varıyon dedinde aldattın beni
Düzenin çağ imiş nazlı fadiğim

Söz-Müzik: Anonim

KELTEPE’NİN TAŞLARI

Keltepe’nin taşlarını koyun mu sandın?
Sevip sevip ayrılmayı oyun mu sandın?
Şu Niksar’ın gürgenleri yıkılmadı mı?
Yar üstüne yar sevmeye sıkılmadın mı?

Çoşkun sular gibi çağlatma beni.
Yetimlikten büyüdüm ağlatma  beni.
Üç aşağı üç yukarı salla mendilini.
Öksüzlükten büyüdüm ağlatma beni.

Söz-Müzik: Anonim

YURT

Tokat’la Niksar arasında         
Bir küçük ev görünür uzakta
Kütükten duvarlı, önünde çeşme akar,
Yeşermiş gibi topraktan.
Yağmur yağar camlarına dökülür.
Benim yüzümdür çizilen camlarda.
Yalnızlığın sesidir, rüzgâr değil,
Gürgen ağaçlarında.
Allı güllü çiçekler
Elimle dikilmiş bahçesine
Yürüsem hep koşar ardımdan
Çocuklar gibi delicesine
Gel dere, ak, derim gürül gürül,
Dağdan aşağı akar gider.
Hayal kurmak isterse eğer canım,
Bulutlara bir seslenmek yeter.

Bir uçurtma gelir uzaktan
Yorulmuş, ince, nazlı,
Gülüşler, haberler, hasretler
Göz  yaşları içinde gizli…

Siz baksanız bir şey göremezsiniz.
Benim yurdumdur orası
Ardıçlar, gürgenler, tozlu yollar…
Tokat’la  Niksar arası.

Cahit KÜLEBİ